40 yıldır barış ve kardeşlik isteyenleri “PKK’lı” ilan edip teröristlerle işbirliği yapmakla suçlayanlar, aslında her iki tarafın da kandan beslenerek kendi oyunlarını oynadığını çok iyi biliyorduk. Sahne önünde biri vatansever, diğeri özgürlük savaşçısı rolüne bürünürken, perde arkasında aynı masanın etrafında oturup bu tiyatroyu sahneleyenlerin kim olduğunu da görmek zor değil. Biz biliyorduk.
Ama akletmeyenlere söz anlatmak her zaman zor oldu. Onlar, büyük resmi görmemek için ya kördüler ya da işlerine geliyordu. Peki, yıllardır “Büyük Kürdistan” diye pazarlanan proje gerçekten de Kürt halkının kaderini tayin etmesi için mi planlandı, yoksa başından beri “Büyük İsrail” yolunda bir yem miydi? Bugün gelinen noktada, bu projenin asıl sahiplerinin kimler olduğu artık daha net görünüyor.
Emperyalizmin eli, bir yandan bu coğrafyada kan ve gözyaşı döktürüp halkları birbirine düşman ederken, diğer yandan sınırları yeniden şekillendirerek Ortadoğu’daki nihai amacına ulaşmaya çalışıyor.
Türkiye’de ise yıllardır sahnelenen bu oyunun piyonları, bir gün “terörle mücadele” kisvesi altında halkları karşı karşıya getirdi, ertesi gün “çözüm” demeye başladılar. Kendi iktidarlarını sürdürmek, siyaseten ayakta kalmak için her yolu mübah sayanların, aslında emperyalizmin taşeronları olduğunu anlamak için daha kaç acı tecrübe yaşamamız gerekiyor?
Sözde milliyetçiliği dillerinden düşürmeyenlerin, güya karşı olduklarını iddia ettikleri terör örgütüyle nasıl el sıkıştıklarını ve gerektiğinde pazarlık masalarında nasıl birer satranç taşı gibi kullanıldıklarını gördük. Birileri “terörle mücadele” adı altında bu ülkede kardeşi kardeşe kırdırdı, birileri ise “özgürlük” adı altında emperyalizmin taşeronluğunu yaptı.
Gerçekten düşünenler için ortada bir savaş yoktu, sadece planlanmış ve sahnelenmiş bir oyun vardı. Ve bu oyunda halkların kanı, küresel güçlerin masa başı hesaplarına meze edildi. Kimlerin kandan beslendiğini, kimlerin ise barış ve huzurun gerçekten düşmanı olduğunu artık daha açık bir şekilde konuşmanın zamanı gelmedi mi?
Ama ne yazık ki, akletmeyenlere söz anlatmak, gözleri olup görmeyene, kulakları olup işitmeyene hakikati anlatmak kadar zor. Büyük planın farkında olmayanlar, bu kirli savaşın sadece piyonları olmaya devam edecekler.
Yorum Yazın