Zihnimizde o kadar çok şartlanmışlıklar var ki...
Bu şartlanmışlıklar bizim 'Öz' ile aramızdaki en büyük, en kalın, en aşılmaz duvarları oluşturmakta...
İşin garip tarafı da; bu duvarları büyük bir iştiyakla, şehvetle, coşkuyla bizler inşa etmekteyiz...
Bakımını yapmaktayız...
Gözümüz gibi korumaktayız...
Zihnimizdeki bu şartlanmışlıklar; küçük bir görüş olarak başlamakta, sonradan da tapılan devasa bir put haline gelmekte...
Topluma bakıyorum da; daha tam manasıyla kendisi olmadan, özünü tanımadan, dışarıdan empoze edilen görüş veya yapay fikirleri ölümüne savunabilen insanlarla dolu...
Hatta kendisine ait olduğunu zannettiği ideolojiler için (Bu ideolojiler çeşitli formlarda olabilir) ölmeye ve öldürmeye hazır bir sürü fanatik mevcut...
Dünün tozlu raflarında kalmış ve bakıp sadece ders alınması gereken hadiseleri, şimdiki hayatına monte edip de, o hadiseleri hayatının tek gerçeği olduğunu sanan insanın bugün ve şimdi de olması ve mutlu bir anı yaşaması mümkün müdür?
'Dün'ün o günün şartlarında oluşmuş olan olaylarını baz alarak, hayatının bugününe öfke olarak enjekte etmek ve bundan kavga üreterek bir ömür geçirmek sağlıklı bir zihnin yapacağı iş midir?
Bu günü ve yaşanması gereken 'Anı' bir kenara bırakıp da; geçmişten, mazideki olan hadiselerden küçük bir kesit alıp hayatının ana gayesi yapmak ve bu uğurda koca bir ömrü tüketmeye 'İdealizm' denildiği için midir bu koca yanılgı?
İnsan; kendini, özünü aramak için vardır...
En büyük ve en kutsal dava; insanın kendisine yapacağı olan içsel yolculuktur...
Bu yolculuğa; 'Aydınlanma Yolculuğu' denir...
Varış 'Öz'e doğrudur...
'Şimdi' de ve 'An' da olmak oldukça zordur, ama bunu becerebilenler, menzile biraz daha yaklaşmaktadırlar...
'Şimdi'yi ve 'Anı' bırakıp geçmişin küflü labirentlerinde gezinenlerin, bu ana ve şimdiye dair söyleyecekleri bir şey olabilir mi?
Hayır olamaz!..
'Can Elleri'ne gitmeye talip olanların; 'An'ı daha fazla yaşamaları gerekmektedir...
Gerçeğe ulaşmak isteyen bir kişi için ne geçmiş vardır; ne de gelecek...
Onun için tek gerçek vardır; o da 'Şimdi' gerçeğidir...
Ne demiş Mevlana;
Dün dünde kaldı cancağızım,
Yeni bir şeyler söylemek lazım!
Tabii; yeni şeyler söylerken de lütfen olabildiğince gülümse...
Hayat seni mutlu etmek için hazır ve nazır bekliyor.
Yani; artık şu sırtında kambur olan ve senin mutluluğunu engelleyen geçmişte ne varsa bırak boşluğa...
Pırr diye uçuversinler...
Sen de özgür ol; onlar da...
Yorum Yazın