Türkiye’de çeyrek asırdır “yerli ve milli” söylemleriyle yönetiliyor, ama ne hikmetse, ülkenin en büyük rekabetlerinden biri olan Galatasaray-Fenerbahçe derbisine 55 yıl sonra bir yabancı hakem atandı.
Sloven hakem Slavko Vincic’in yönettiği maç, sadece futbol için değil, Türkiye’deki yönetim anlayışı için de bir turnusol kağıdı niteliğinde. Peki soralım: Yıllardır “yerli ve milli” edebiyatı yapan, kendisinden olmayan herkesi dış güçlerin piyonu ilan eden iktidar, en kritik maçta neden düdüğü bir yabancıya verdi?
Hani bizim hakemlerimiz iyiydi? Hani her şeyimiz yerliydi? Eğer kendi hakemlerimize güvenemiyorsak, neden bu kadar yıl “yerli ve milli” naraları attınız? O zaman sadece futbolda değil, devlet yönetiminde de mi yabancıları getirelim?
Mesela: Christian Wulff’u Türkiye Cumhurbaşkanı yapalım, Gerhard Schröder’i Başbakan olarak atayalım, Klaus Kinkel’i Dışişleri Bakanı yapalım, Alman bir turizm bakanı da getirelim ki, Bolu’daki otelde yaşanan vahşet gibi olaylar bir daha yaşanmasın! Hani yerliydi, hani milliydi?
Demek ki, iş gerçekten ehliyete gelince “yerlilik” sadece bir sloganmış! Ama burada mesele sadece futbol hakemliği değil. Türkiye’nin her alanında yaşanan liyakat çöküşünün bir yansımasıdır bu. Futbol sahasında hak edenin değil, güçlü olanın kazandığı bir düzen kurarsanız, gün gelir adil bir hakem bile bulamazsınız!
Aynı şey devlette de geçerli değil mi? Torpille, sadakatle, “bizden olsun” anlayışıyla yönetilen her sistem eninde sonunda çökmeye mahkûmdur. Bu derbi sadece futbol açısından değil, Türkiye’deki sistemin çürümüşlüğünü gösteren bir aynadır. Eğer futbolu yabancılar yönetmek zorunda kalıyorsa, yarın ülkeyi yönetecek liyakatli insanları da dışarıda aramaya başlarsınız!
Yorum Yazın