Almanya’da yürürlüğe giren yeni vatandaşlık yasası, beklenenden çok daha büyük bir ilgiyle karşılandı. Bu yasa, özellikle göçmenlere "çoklu vatandaşlık" hakkı tanımasıyla dikkat çekiyor ve yürürlüğe girdiği günden bu yana yoğun ilgi görüyor. Göçmenlerin bu denli yoğun bir şekilde başvuru yapmaları, çifte vatandaşlık hakkının ne kadar önemli ve yerinde bir karar olduğunun göstergesi.
Göçmenler, yıllardır bu hakkı bekliyorlardı. Nihayet, Yeşiller, SPD ve FDP’nin oluşturduğu koalisyon hükümeti sayesinde bu yasa çıkarıldı. Göçmenlerin kendi vatandaşlıklarını bırakmak zorunda kaldığı eski düzenlemeler, özellikle Türk kökenli göçmenlerin Alman vatandaşlığına geçişlerini engelleyen büyük bir bariyerdi. Yeni yasa, yıllardır beklenen bu hakkı göçmenlere sağladı. Ancak, bu olumlu gelişmelere rağmen, koalisyon hükümeti ortaya çıkan büyük başvuru akışına hazırlıksız yakalandı.
Yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte başvuruların yoğun olacağı öngörülmemiş ve bu durum, Berlin hükümeti için ciddi bir eleştiri konusu haline geldi. Gerekli altyapının güçlendirilmemesi ve personel artırımlarının zamanında yapılmaması, sürecin tıkanmasına yol açıyor.
Bu gecikmelerin hem başvuru sahiplerini mağdur etmesi hem de devlet işleyişine duyulan güveni sarsması kaçınılmaz görünüyor. İnternet üzerinden başvuru yapılması imkânı sunulmuş olsa da, bürokratik süreçlerde biriken dosyalar hızla çözüme kavuşturulmazsa ciddi sorunlar yaşanacaktır. Hızla artan başvuru sayısı karşısında Berlin hükümetinin bir an önce bu duruma müdahale etmesi şart. Başvuruların hızlandırılmaması, hükümete yönelik ciddi bir güven kaybı yaratabilir.
Sonuç olarak, Almanya’nın vatandaşlık yasasındaki bu reform, her ne kadar büyük bir adım olarak görülse de, Berlin hükümeti ve yerel yönetimlerin öngörüsüzlükleri nedeniyle ciddi bir sınavla karşı karşıya. Göçmenlerin haklarını korumak ve süreci hızlandırmak, demokratik değerlere saygı açısından hayati önemdedir. Bu öngörüsüzlük Almanya’ya yakışmıyor.
Yorum Yazın