Erbakan Uyarmıştı Tarihten Ders Alınmamış Kuzey Irak ve Kuzey Suriye'de Federatif Devlet Kurulması Tarih tekerrürden ibarettir derler. Ne yazık ki, bu söz Türkiye’nin siyasi tarihine baktığımızda oldukça doğrulanıyor. 1990’lı yıllarda Süleyman Demirel'in başbakanlığı döneminde yaşanan olaylar ve bugün Recep Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı döneminde yaşananlar arasında dikkat çekici benzerlikler bulunmaktadır.
Bu durum, tarihten ibret alınmadığının acı bir göstergesidir. 1990'lı Yıllar ve Kuzey Irak: 1992 yılında Tercüman ve Sabah gazetelerinde çıkan manşetlerde, Süleyman Demirel’in ABD'nin Kuzey Irak'ta bir Kürt bölgesi oluşturma çabalarına karşı sert tepkiler verdiği görülüyor. "Gök kubbeyi yere indiririm" ifadesi, Demirel'in PKK'ya yardım yapıldığı iddialarına karşı gösterdiği sert tepkiyi yansıtıyor. Aynı şekilde, Sabah gazetesinde "Amerika, Kuzey Irak'ta fiili bir Kürt bölgesi oluşturdu.
'36. paralel'" manşeti, Türkiye’nin o dönemde Kuzey Irak'ta bir Kürt devleti oluşumu tehdidine karşı duyduğu endişeyi vurguluyor. Demirel, birilerinin Kürt devleti kurma çalışmalarına karşı uyanık olunması gerektiğini ifade ediyor. Ancak, bu sert söylemler ve tepkiler o dönemde halkın tepkisini yatıştırmaya yönelikti ve sonuçta Kuzey Irak'ta bir federatif devletin kurulması engellenemedi.
2020'li Yıllar ve Kuzey Suriye: Günümüzde, benzer bir senaryo Kuzey Suriye’de yaşanmaktadır. 31 Mayıs 2024 tarihinde Milliyet gazetesinde yer alan TERÖRİSTAN'A İZİN YOK" manşeti, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, PKK'nın Suriye'deki faaliyetlerine karşı kararlılığını ifade ettiği konuşmasını yansıtıyor. Erdoğan, Efes Tatbikatı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin toprak bütünlüğüne yönelik tehditlere karşı sert mesajlar veriyor. Ancak, tıpkı Demirel döneminde olduğu gibi, bu söylemler de halkın tepkisini yatıştırmaya yönelik gibi görünmekte ve Kuzey Suriye’de de bir federatif devletin kurulması ihtimali gün geçtikçe artmaktadır.
Her iki dönemde de Türkiye’nin liderleri, komşu ülkelerde oluşan Kürt bölgelerine karşı sert söylemlerle halkın tepkisini yatıştırmaya çalışmış, fakat fiili durumu değiştirememişlerdir. 1990’lı yıllarda Kuzey Irak’ta yaşananlar, bugün Kuzey Suriye’de tekrarlanmaktadır. Bu durum, Türkiye’nin dış politikasında ve güvenlik stratejilerinde yeterince ders alınmadığını göstermektedir. Tarihsel süreçte yaşanan benzer olaylar, Türkiye’nin bölgesel tehditler karşısında daha etkin ve sürdürülebilir politikalar geliştirmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
Tarihten ibret alınmadığında, aynı hataların tekrarlanması kaçınılmazdır. 1990’lı yıllarda Kuzey Irak’ta yaşananlar, bugün Kuzey Suriye’de yaşanıyor ve Türkiye, benzer tehlikelerle karşı karşıya kalıyor. Bu tarihi gerçekler, gelecekte daha bilinçli ve stratejik adımlar atılması gerektiğini hatırlatmaktadır.
Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın 1991 Yılında TBMM’de Yaptığı Konuşma İki tane yarbay, Riyad'da, bizim bir gazetecimize şunları söylüyor. Amerikalı albay söylüyor bunu. Diyor ki, eliyle harita üzerinde mükemmel hükmü sulu gelini dolaştırmak üzere. Kürt devleti burada kurulacaktır. Savaş bitecek, Saddam çökmüş olacak. Daha Körfez Harbi bitmemiş. Harpten önce söylüyor adam. Saddam çökmüş olacak, bu yörede devlet kalmayacak. Devlet otoritesinden yoksun bir boşluk doğacak. Bak, harpten önce bu boşluğu doğuracaklarını planlamışlar.
Vesikasını söylüyorum. Bu yörede devlet kalmayacak. Devlet otoritesinden yoksun bir boşluk doğacak. Kürtler bir devlet kurarak buradaki boşluğu dolduracaklar. Belki de Türkiye'den toprak ister. Türkiye bunu kabul etmeyeceğini açıklamış bulunuyor dediği zaman kendisine. O zaman çarpışacaksınız. Şimdi tekrar kendisine deniyor ki, Türkiye'nin düzenli orduları, silahları, topları, zırhları, tankları, uçakları, füze sistemleri var. Böyle bir büyük güce nasıl karşı koyalım? Hem İran, hem Suriye, Irak'ın toprak bütünlüğü için açık tavır koymuş bulunuyorlar.
Onların da bölgede bir Kürt devleti oluşmasına göz yumacaklarına nasıl ihtimal veriyorsunuz? Dendiği zaman Amerikalı Yarbay'ın kendinden çok emin ve sakin bir şekilde söylediği sözler şunlar: Irak'ın kuzeyindeki Kürtlerin de yakında çok silahları olacak. Saddam'ın bıraktığı silahlar onlara kalıyor. Belki Türkiye'dekilerden bile ileri silahları olacak. Uçakları, tankları, füzeleri, zırhları, helikopterleri, havalimanları vs.
Ne zaman söyleniyor bu sözler? Körfez Harbi'nin başında, daha Körfez Harbi yapılmamış. Muhterem milletvekilleri, aziz milletimizin evlatları, bu okuduğunuz vesika ne gösteriyor? ABD, dış güçler, İsrail, bütün bu olayların hepsini planlayarak yapıyor. Onların uzun vadeli planları var. Ama ne yazık ki onlar plan yapıyor?
Biz sadece onların planlarına yardımcı oluyoruz. Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan, 2003 yılında da benzer uyarılarda bulunmuştu. Erbakan, Yahudi lobisinin etkisindeki haçlı-siyonist ittifakının, Arz-ı Mevud'u İsrail'e katma planı çerçevesinde Suriye'nin işgal edilmesini istediğini belirtmişti. Bu uyarılar, Suriye’de yaşanan olayların arka planını daha net bir şekilde anlamamıza yardımcı olmaktadır. Erbakan’ın 1991 ve 2003 yıllarında yaptığı uyarılar, Türkiye’nin bölgedeki gelişmelere karşı daha dikkatli ve stratejik adımlar atması gerektiğini göstermektedir.
Erbakan’ın vizyonu ve öngörüleri, bugün yaşanan olayların ne kadar kritik ve planlı olduğunu gözler önüne sermektedir. Bu uyarılardan ders almak, Türkiye’nin gelecekte karşılaşabileceği benzer tehditlere karşı daha hazırlıklı olmasını sağlayacaktır. Son dönemde Türkiye'de PKK'ya karşı yürütülen operasyonlar ve ABD'nin PKK liderlerine yakalanması için koyduğu ödüller dikkat çekiyor. Ancak bu adımların ardında yatan gerçekler ve amaçlar konusunda ciddi soru işaretleri var. Türkiye'de yayınlanan bazı gazeteler ve haberler, bu konuyu ele alarak kamuoyunu bilgilendiriyor.
Gelin, bu haberlerin ışığında durumu daha yakından inceleyelim. ABD, PKK'nın üç üst düzey yöneticisi olan Murat Karayılan, Cemil Bayık ve Duran Kalkan için milyonlarca dolar ödül koydu. Bu adım, ABD'nin PKK'yı tasfiye etme niyetinin bir göstergesi olarak sunuluyor. Ancak bu ödüller gerçekten PKK'yı bitirme amacına mı hizmet ediyor, yoksa bu adımın ardında başka bir plan mı var? ABD'nin bu ödülleri koymasındaki bu hamlenin asıl amacı, PKK'nın Kuzey Suriye'de bir devlet kurma çabalarına zemin hazırlamak için. Zira, PKK'nın lider kadrosunun tasfiye edilmesiyle, Suriye'deki stratejik hedeflerin gerçekleştirilmesini kolaylaştıracak.
Yeni Şafak gazetesi, Türkiye'nin Irak'ta PKK'ya karşı yürüttüğü operasyonları detaylandırıyor. Büyük bir askeri harekatın başlatılacağı, üs bölgeleri kurulacağı ve PKK'nın lojistik hatlarının kesileceği belirtiliyor. Ancak bu operasyonların önceden duyurulması, PKK'nın Kuzey Suriye'ye göç etmesine zemin hazırlamak gibi bir amaca mı hizmet ediyor? Bu tür haberlerin ve operasyonların önceden duyurulması, PKK'nın Kuzey Irak'tan Kuzey Suriye'ye çekilmesine olanak tanıyabilir.
Böylece, PKK'nın Kuzey Suriye'de bir devlet kurma çabaları hız kazanabilir. Türkiye, bu operasyonlarla PKK'yı Irak'tan temizlerken, aynı zamanda Suriye'de PKK devletinin başka bir isim adında meşruiyet kazanmasına zemin hazırlıyor olabilir. Yeni Birlik gazetesinde yer alan haberde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Kiralık Katil Sürülerinin Kökünü Kurutacağız" başlıklı açıklamaları yer alıyor. Erdoğan, Suriye'deki PKK/PYD varlığına karşı kararlılığını ifade ederken, bu açıklamaların ardında yatan stratejik amaçlar sorgulanmalı. Erdoğan'ın bu sert açıklamaları, halkın tepkisini yatıştırmaya yönelik olabilir. Ancak, Suriye'deki PKK/PYD varlığına karşı gerçek bir mücadele mi yürütülüyor, yoksa bu açıklamalar sadece kamuoyunu yanıltmaya yönelik mi? Bu soruların cevabı, Türkiye'nin dış politikasında ve güvenlik stratejilerinde daha şeffaf ve tutarlı bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini gösteriyor.
Türkiye'nin PKK ile mücadelesinde ve ABD'nin PKK liderlerine koyduğu ödüller konusunda kamuoyuna sunulan bilgiler ve yapılan açıklamalar, gerçekte neyi amaçlıyor? Bu adımlar, PKK'nın Kuzey Suriye'de bir devlet kurma çabalarına zemin hazırlamak için mi atılıyor? Bu noktada, Türkiye'nin ve uluslararası aktörlerin PKK'ya karşı yürüttüğü operasyonların ardındaki gerçek niyetleri sorgulamak önemlidir. Kamuoyunun bu tür konularda daha bilinçli ve sorgulayıcı olması, gelecekte benzer durumlarla karşılaşmamak için kritik öneme sahiptir.
Gerçekleri saklamadan ve halkı yanıltmadan yürütülecek bir strateji, Türkiye'nin bölgesel güvenlik ve istikrarını sağlamak için daha etkili olacaktır. Unutmayalım ki, tarihten ders almak, gelecekte benzer hataları tekrarlamamak için gereklidir. Erbakan'ın 1991 ve 2003 yıllarında yaptığı uyarılar, bugün yaşanan olayların ışığında daha da anlam kazanmaktadır. Bu uyarılardan ders almak, Türkiye’nin gelecekte karşılaşabileceği benzer tehditlere karşı daha hazırlıklı olmasını sağlayacaktır.
Sonuç olarak, acilen Suriye ve lideri Hafız Esad ile işbirliğine girmek ve Suriye'nin toprak bütünlüğünü savunmak gerekmektedir. Türkiye'nin Suriye ile ilişki kurmaması, acaba Türkiye olarak bazı planlara ortak olduğumuzun bir kanıtı mıdır diye düşünmeden edemiyorum. Bugün Gazze ne ise, Kuzey Suriye de aynı planın benzeridir.
Yorum Yazın