Bu defa Volkan Konak üzerinden tutarsızlıkları konuşalım. Son günlerde sosyal medyada Volkan Konak’ın 25 yıl sonra yaptığı düğün tekrar gündem oldu. Tartışmaların odağında ise 1992 yılında 25 yaşındaki Volkan Konak’ın, 14 yaşındaki Selma Konak ile evlendiği iddiası var.
Yaş farkının ve evlilik yaşının oluşturduğu etik ve hukuki tartışma, bu ülkede kim yaparsa yapsın aynı şekilde değerlendirilmesi gereken önemli bir meseledir. Ancak mesele tam da burada başlıyor. Zira bazı çevreler, benzer durumlarda ağızlarını doldura doldura “ahlaki sapkınlık”, “çocuklara yönelik suistimal” gibi ağır ithamlarda bulunurken, konu kendi ideolojik duruşlarına yakın biri olunca sus pus oluyorlar.
Tam tersine, bu olayı inançlı bildiğimiz birisi yapmış olsaydı, linç kampanyası sosyal medyadan sokaklara taşardı. Ölü ya da diri fark etmezdi, toplum mahkemesi kararı çoktan vermiş olurdu. İşin bir başka yönü daha var: Aynı meselede Volkan Konak’ın savunucuları bu konuyu görmezden geliyor. Oysa tutarlı olacaksak, bu meselede de ses çıkarmaları gerekirdi. Bu da gösteriyor ki toplum olarak neredeyse her meseleye ideolojik pencereden bakıyoruz.
Hiçbir kesim, istisnasız, orta yolu tutturamıyor. Bugün Türkiye’de bu konuda az da olsa ilkeli bir çizgi takip edenlerin başında, Milli Görüş’ü temsil eden Saadet Partililer geliyor. Ayrıca toplumda sınıfsal bir çifte standart da göz ardı edilemez. Zengin birinin gayrimeşru çocuğu olduğunda “yasak aşkın meyvesi” diyerek romantikleştiriyoruz.
Fakir birinin aynı durumunda ise hakaret ediyor, aşağılıyor, en ağır kelimeleri kullanıyoruz. İşte bu da bizim ne kadar tutarsız, ne kadar ilkesiz ve adaletten uzak bir toplum hâline geldiğimizin başka bir göstergesi. Şunu açıkça ifade etmek gerek: Ya bir tavrınız olur ve her olayda ilkeli bir duruş sergilersiniz ya da iki yüzlü olursunuz.
Bu çifte standart sadece kişileri değil, toplumu da çürütür. Bir yandan “kadın hakları”, “çocuk hakları” diye nutuk atıp, diğer yandan bazı kişilere dokunulmazlık tanıyorsanız, inandırıcılığınızı kaybedersiniz. Ben şahsen Volkan Konak’ı hedef alma niyetinde değilim. Ama bu örnek, ilkesizlik ve tutarsızlığın açık bir aynasıdır.
Aynı şeyi inançlı bildiğimiz biri yapsaydı, yer yerinden oynardı. O hâlde sormak gerek: Eleştiriniz şahıslara mı, ilkelere mi? Gerçekten adalet istiyorsak, her olayda aynı teraziyi kullanmalıyız.
Yorum Yazın