Gurbetçiler olarak Türkiye'ye yaptığımız ekonomik katkıları ve ülkeye olan bağlılığımızı vurgulayarak Fatih Altaylı'nın ve benzeri kişilerin eleştirilerine yanıt vermek istiyorum. Gurbetçilerin Türkiye’ye olan ekonomik katkıları sadece bireysel yatırımlar ve döviz girişleriyle sınırlı kalmıyor, aynı zamanda Türkiye’nin kalkınmasına da büyük destek sağlıyor. İşte bazı önemli noktalar: Her izin sezonunda sadece Almanya gurbetçisi 5 milyar Euro’dan fazla para bırakıyor.
07.09.2017 gazete haberinde TÜİK verilerine göre, son 5.5 yılda yurt dışındaki Türkler, anavatanı 30 milyon 471 bin kez ziyaret etti ve 33 milyar 159 milyon Dolar para bıraktı. Yurt dışındaki Türklerin Türkiye ekonomisine katkısı büyük ve sürekli. Örneğin, 16 Ekim 2018 tarihli "Almanyalı Türkler 6 Milyar Euro Bıraktı" başlıklı haberde belirtildiği gibi, Almanyalı Türkler sadece tatil ziyaretleriyle 6 milyar Euro döviz bırakmıştır ve bırakmaya devam ediyor.
Her gurbetçinin Türkiye'de bir yatırımı var. Yatırımlarımız ve bağışlarımızla Türkiye'ye büyük katkılar sağlıyoruz. Yurt dışındaki Türklerin Türkiye’deki yatırımları, ekonomik faaliyetleri destekliyor ve kalkınmaya katkıda bulunuyor. 2001 yılında yapılan söyleşiyi aynı gazete 22 Haziran 2015 tarihli gazetede tekrar yayınladı, eski Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel, Türk işçilerin gönderdikleri dövizlerin Türkiye ekonomisine büyük katkı sağladığını ve Türkiye’nin gurbetçinin parasıyla yapıldığını ifade etmiştir. Almanya'da Türk milli takımını kendi evindeki gibi hissettirdi ve destekledi gurbetçiler.
Şu an milli takımı oluşturan futbolcuların en az yüzde yetmişi gurbetçi kökenli futbolculardan oluşmaktadır. Türkiye’de spor ve diğer alanlardaki başarıların arkasında gurbetçilerin desteği bulunuyor. Türkiye'de vatandaşlarımız, Avrupa Birliği istedi diye ahlaki değerlerimize ve Türk milletimizin bünyesine uygun olmayan ve Türkiye'nin kaderini değiştiren önemli yasal düzenlemelere sessiz kalırken, bizim oy kullanmamızın bu denli eleştirilmesini anlamakta zorlanıyorum. Avrupa Birliği'ne girmek için 60 yıldır çaba gösteren Türkiye, bu süreçte binlerce yasayı değiştirdi. Bu değişiklikler sırasında Türkiye'deki vatandaşlar tepkisiz kalırken, bizim oy kullanmamızın büyük bir sorun olarak görülmesine anlam veremiyorum.
Türkiye'de gurbetçilere olumsuz bakışın tek nedeni kıskançlık değil, bazı gurbetçilerin şımarıkça davranışları ve boş konuşmaları da bu durumu tetikliyor. Öne çıkan bazı eleştiriler şöyle: "Türkiye'ye giden hemen hemen herkes Almanya'ya döndüğünde; Türkiye'de lokantalar, kafeler dolu, herkesin keyfi yerinde, hiç kimse doğru dürüst çalışmıyor diye konuşuyor. Uzaktan davulun sesi hoş geliyor. Kıskançlık değil, sizin şımarıklığınız Türkiye'deki vatandaşlarımızın bazılarının. Yurt dışında yaşayıp ülkemizde yaşayanları aşağılamanızın sebebidir bir nebze biz gurbetçilere tepkileri.
Ukalaca bir söylem ki şu cümle ben bile nefret ediyorum: “Şükredin bu ülke çok ucuz, biz orada çok zor şartlardayız” deyip gel denince gelmemeniz. Ben bu cümleyi kuranlara şöyle dua ediyorum: Allah sizleri 12.500 TL emekli maaşı, 17.000 TL asgari ücretle Türkiye'de yaşamanızı vesile kılsın ki bir görün bakalım davulun sesi nasıl uzaktan hoş geldiğini yaşayın. Türkiye cennet diye Almanya’da yaşayıp da Türkiye’yi günlük gülistanlık gösterirseniz, tabii ki insanların tepkisini alırsınız.
Bu tartışmalarda her iki tarafın da haklı olduğu noktalar var. 2020 yılında izne gittiğimde UHAD-Uluslararası Hak Arama Derneği Almanya Genel Başkanı Şirvan Ünal dostumla Sinop ilimizde bazı görüşmeler yapmak için gitmiştik. Bir gazeteci dostumuz benimle gurbetçilerin oy kullanma konusunu gündeme getirmişti. Bu konuda söyleşi yaptı ve 14 Eylül 2020 tarihinde "Gurbetçilerden Seçim Bölgesi İsteği" diye manşet haber oldu. Tabii ki tepkiler çok oldu. Tekrar bir söyleşi yapmak mecburiyetinde kaldık bu sefer detaylı anlattık ve noktayı koyduk: "Gurbetçimizin temsili sorununu ortadan kaldırın." Bu ikinci söyleşimizden sonra bu şekilde olursa herkes memnun olur diye olumlu tepkiler aldım.
Evet, Türkiye'dekiler, gurbetçilerin oy kullanmasının illerdeki milletvekili dağılımını etkilediğini ve bunun adil olmadığını düşünüyorlar ve çok haklılar. Bu nedenle senelerdir Saadet Partisi olarak diyoruz ki gurbetçilerin yurt dışı seçim bölgesi oluşturulması gerektiğini savunuyoruz ki bu tartışmalar çıkmadan önce söyledik ve söylemeye devam edeceğiz. Bu öneri, birçok Avrupa ülkesinde uygulanan bir sistemdir. 18 Avrupa ülkesi, vatandaşlarının bulundukları ülkelerde oy kullanmalarına ve kendi aralarından aday çıkarmalarına olanak tanımıştır.
Bu modelin Türkiye'de de uygulanması, hem gurbetçilerin hem de Türkiye'de yaşayanların beklentilerini karşılayabilir. Bu çözüm önerimiz, gurbetçilerimizin Türkiye'ye olan bağlılıklarını ve katkılarını sürdürebilmelerini sağlarken, Türkiye'deki seçim süreçlerine olan müdahalelerini de adil bir şekilde düzenleyebilir. Bu sayede, her iki taraf da demokratik haklarını ve sorumluluklarını dengeli bir şekilde yerine getirebilir. Türkiye'dekilerin gurbetçilere olan olumsuz bakış açısının nedenlerinden biri olan şımarıkça davranışlar ve haksız eleştiriler de bu tartışmanın önemli bir parçasıdır.
Son olarak yazmadan edemeyeceğim; yurt dışı seçim bölgesi ve yurt dışı Türkler bakanlığı acilen ele alınmalı. Geçen yazımda belirttiğim gibi, etrafımız denizlerle çevrili bir denizcilik bakanlığımız yok ve etrafımızda yurt dışında yaşayan 10 milyon Türk var, bu konuda bir bakanlık da yok. Bir sonraki yazımda tekrar buluşmak üzere… Saygı ve sevgilerimle…
Yorum Yazın