Medeni Avrupanın es geçtiği aklına bile getirmediği bir çile. Her sene aynı, Avrupa'da okullar kapandığında milyonlarca insan yollara düşüyor. Evet, okullar kapandığında aynı anda herkes yollara düşüyor.
İnsanlar kendi kafasına göre yollara düşmüyor; yola çıkanlar, devletlerin uyguladığı istikamet planlarına göre hareket ediyor. Senelerce aynı aylarda aynı rezalet yaşanıyor. Bu yaşananlar karşısında hangi önlemler alınıyor? Belki birkaç memur veya görevli sayısını artırıp "biz önlemimizi aldık" diyerek problemleri hallettiklerini düşünüyorlar, ama çileyi milyonlarca insan çekiyor.
Düşünün ki, hava sıcaklığı otuz,otuz beş derece arasında; arabanın içindesiniz, hiçbir yere gitme, hiçbir hareket alanı yok. Beş saat, sekiz saat o gümrük kuyruğunda sıranın size gelmesini bekliyorsunuz. Hava sıcak, arabalar çalışıyor çünkü klimalar çalışmalı; soğuk hava olsa ısınmak için de araba çalıştırılıyor.
Bir düşünün, binlerce aracın çıkardığı hava kirliliğini. Hiç iklimcileri yollarda görmüyorum, yoksa reklam olmaz diye mi? Yoksa reklam yapamayacakları yerde hava kirliliği mi olmuyor? Suyun bitmiş, yiyeceğin bitmiş, hele bir de küçük çocuk, küçük bebek varsa, bunların halini, bunların rezilliğini hayal bile etmek istemiyorum.
O gümrük kuyruğuna takıldığında ne ileri ne de geri gitme şansı var; her hâlükârda sıranın sana ne zaman geleceğini, bu çileden nasıl kurtulacağını düşünmekten ve sabırla beklemekten başka çıkış yolun olmuyor. Avrupa'nın değişik ülkelerinden yılların hasretiyle, yakınlarına kavuşma arzusuyla yollara düşen milyonlara neden bu çile çektiriliyor medeni Avrupa tarafından? Bu çekilmez çileye bir çare bulunması gerekmiyor mu?
Avrupa Birliği'ndeki milletvekilleri ve iklimciler, bu sorunlara kalıcı ve etkili çözümler bulmak için harekete geçmeli. Mesela, bu yüksek sezona göre planlar yapılmalı; Gümrük kapılarındaki peronların sayıları, izin sezonunda 50-100 kadar artırılabilir ve bekleme süreleri çok düşecektir. Her yolcu bu güzergâhlarda belli bir miktarda otoban parası, vinyet gibi farklı isimler altında zaten o ülkelere girmeden önce bir miktar bedel ödüyor.
Geçtiği her ülkede benzin alarak, en azından çay kahve içerek, yemek yiyerek, otellerde konaklayarak yine o ülkelerin ekonomisine bir miktar harcama yapıyor ve maddi katkı sağlıyorlar. Her bir yolcu yüzlerce euro transit geçtiği ülkelere ve binlerce euro maddi katkı sağlıyor.
Bu yazıyı İstanbul'dan yazıyorum, yılların verdiği tecrübe ve birikimle bu sorunun artık çözülmesi gerektiğine inanıyorum. Avrupa'da yaşayan milyonlarca insan, her yıl aynı çileyi çekmek zorunda kalmamalı. Avrupa Birliği'nin bu konuda daha duyarlı olması ve iklim krizine de etki eden bu soruna kalıcı bir çözüm bulması şart.
Yorum Yazın