56 Yıllık Bir Dönemin Sonu: Kağıttan Dijitale Sessiz Bir Veda Avrupa’daki Türklerin gözü, kulağı ve sesi olan gazeteler bir bir sessizliğe bürünüyor. Sabah ve Hürriyet gibi köklü gazeteler, 56 yıldır süregelen basılı yayın hayatlarına Avrupa’da son verdiklerini açıkladılar.
Artık sadece dijital ortamda var olacaklar. Bu karar, sadece bir basın politikası değişikliği değil; Avrupa’daki Türk toplumunun belleğinde derin bir boşluk bırakan acı bir vedadır. Bu gazeteler, gurbetçilerin yalnızca haber kaynağı değil, aynı zamanda Türkiye’ye olan bağlarının bir parçasıydı.
Almanya’nın gri sabahlarında, Fransa’nın sessiz banliyölerinde, Hollanda’nın dar sokaklarında posta kutularına düşen o gazeteler, insanlara bir parça memleket kokusu taşırdı.
Sıla hasretini hafifletir, Türkiye’deki gelişmelerle hemhâl olma duygusunu canlı tutardı. Bugün ise bu kokunun yerini soğuk bir ekran ışığı aldı. Dijital dünya hızlı ve erişilebilir olabilir ama basılı bir gazetenin dokusunda saklı olan o sıcaklık, o samimi bağ artık kayboluyor.
Sayfaları çevirdikçe hissedilen mürekkep kokusu, köşe yazılarına kalem oynatan ustaların izleriyle doluydu. Şimdi ise bu izler bir tıkla silinebilecek kadar kırılgan hale geldi.
Peki bu sadece teknolojinin kaçınılmaz bir dönüşümü mü? Yoksa Avrupa’daki Türk toplumunun yavaş yavaş kendi kimliğini kaybetmeye başladığının bir göstergesi mi? Belki de her ikisi. Zira bu gazeteler, sadece haber vermedi; kültürü, dili, ortak hafızayı yaşattı.
Bir nesil daha gazeteyi kahvesinin yanına alıp okuyamayacak. Yeni nesil, sadece ekranda kaydırdığı bir içerikle yetinecek. Hangi dünya görüşünde olursak olalım, Avrupa’da yazılı Türk medyası bizim olmazsa olmazımızdır. Bu gazeteler, farklı seslerin buluştuğu, farklı bakış açılarının yankılandığı birer köprüydü. Bu köprülerin yıkılması sadece basının değil, aynı zamanda Avrupa’daki Türk toplumunun da yalnızlaşmasıdır.
Yıllardır yazıp çiziyoruz; “Yurtdışı Türkler Bakanlığı kurulsun”, “Yurtdışı seçim çevresi oluşturulsun” diye sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Ancak görüyoruz ki, hiçbir yetkili bu acı gerçekleri duymuyor, görmüyor. Avrupa’daki Türklerin varlığı sadece seçim zamanlarında hatırlanıyor; oysa biz burada her gün varız, her gün bir kimlik mücadelesi veriyoruz. Bu kapanışlar, Avrupa’daki Türk medyasının yalnızca ticari bir daralma değil, aynı zamanda bir kültürel kayıp yaşadığını da gösteriyor.
Basılı gazetenin yok oluşu, belki de Avrupa’daki Türk toplumunun sessiz bir yalnızlaşmasıdır. Bir dönemin kapanışına tanıklık ediyoruz. Ve bu, sadece birkaç gazetenin kapanışı değil; bir hafızanın, bir kültürel bağın solup gitmesi. Ne diyelim? Hüzünle, ama bir parça da umudun izini sürerek veda ediyoruz: Elveda.
Yorum Yazın