Almanya’da pazar günü yapılan erken genel seçimlerin ardından yeni siyasi tablo netleşti. Seçim, Almanya tarihinin en yüksek katılımlı genel seçimi olarak kayıtlara geçti. Yüzde 83,5’lik katılım oranı, Almanya’nın birleşmesinden bu yana görülen en yüksek seviyeye ulaştı.
Seçim sonuçları büyük sürpriz yaratmadı. Yapılan kamuoyu yoklamaları, seçmenin eğiliminin bu yönde olduğunu gösteriyordu. Almanya Federal Meclisi’ne bu seçimlerde 19 Türk kökenli milletvekili girdi ve bu, göçmen kökenli siyasetçilerin temsiliyeti açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirebiliriz.
Başbakan adayı Friedrich Merz, seçim sonuçlarının ardından Paskalya Yortusu’na (20-21 Nisan) kadar SPD ile ‘siyah-kırmızı koalisyonunu’ kurarak Almanya’nın 10. Başbakanı olmayı hedefliyor. CDU’nun lideri olarak iş dünyasıyla yakın ilişkileri bilinen Merz’in ekonomi politikaları ve sosyal dengeyi nasıl sağlayacağı merak konusu. SPD-CDU Koalisyonu Türkler İçin Ne Anlama Geliyor?
Almanya’daki yaklaşık 3,5 milyon Türk kökenli vatandaş için SPD-CDU koalisyonunun anlamı büyük. SPD, göçmen hakları ve çifte vatandaşlık gibi konularda daha esnek bir politika izlerken, CDU göçmen entegrasyonu konusunda daha sıkı politikaları savunan bir parti. Bu nedenle kurulacak koalisyonda denge nasıl sağlanacağı önemli bir soru işareti. SPD’nin daha önce desteklediği çifte vatandaşlık yasasının uygulanabilirliği ve göçmenlerin ekonomik hayata katılımına yönelik sosyal politikalar, CDU’nun muhafazakâr çizgisiyle nasıl uzlaşacak?
Özellikle Almanya’da yaşayan Türklerin en çok yakındığı konular arasında yer alan, iş gücü piyasasında ayrımcılık ve camilere yönelik güvenlik tehditleri gibi meselelerin koalisyon hükümetinin öncelikleri arasında olup olmayacağı merak konusu. Ekonomik Durgunluk ve İşsizlik Nasıl Bir Rol Oynayacak? Son yıllarda Almanya’da yaşanan ekonomik durgunluk ve artan işsizlik oranları, seçim sonuçlarını doğrudan etkileyen en önemli faktörlerden biri oldu.
İşverenler, yüksek vergi yükü, enerji maliyetleri ve bürokratik engeller nedeniyle Almanya’dan çıkışı tartışırken, sanayi ve üretim sektörlerinde küçülmeler yaşanıyor. Bu durum, özellikle göçmen kökenlilerin yoğun olarak çalıştığı sektörlerde iş kayıplarına yol açıyor. SPD ve CDU’nun ekonomi politikalarında nasıl bir uzlaşmaya varacağı bu noktada kritik önem taşıyor.
SPD, sosyal politikalarla işsizliği azaltmayı ve işçilerin haklarını güçlendirmeyi hedeflerken, CDU iş dünyasına daha fazla alan açarak ekonomik büyümeyi teşvik etmeye odaklanıyor. Ancak bu iki yaklaşımın nasıl bir orta noktada buluşacağı belirsizliğini koruyor.
Ekonomik daralma ve işsizlik sorununun, özellikle düşük ve orta gelir grubundaki göçmenleri daha fazla etkilemesi bekleniyor. Yeni hükümetin, iş gücü piyasasını canlandırmak ve iş kayıplarını önlemek için nasıl adımlar atacağı, Almanya’daki Türkler başta olmak üzere göçmen topluluklar açısından büyük önem taşıyor.
Seçim sonuçları ve yeni hükümetin politikaları önümüzdeki haftalarda daha da netleşecek. Ancak yüksek katılım oranı ve değişen siyasi dengeler, Almanya’daki Türk kökenli seçmenin sürece doğrudan etki ettiğini bir kez daha gösterdi. SPD ve CDU’nun oluşturacağı koalisyon, Almanya’daki Türkler için yeni fırsatlar mı sunacak, yoksa mevcut sorunları derinleştiren bir tablo mu ortaya çıkacak? Bunu zaman gösterecek.
Yorum Yazın