Almanya’da iflas dalgası büyümeye devam ediyor. Artan maliyetler, düşük talep ve ekonomik belirsizlikler yalnızca küçük işletmeleri değil, dev şirketleri de sarsıyor. Bosch, Ford ve Thyssenkrupp gibi sektör devleri binlerce işçiyi işten çıkarma planları yaparken, Federal İstatistik Ofisi’nin verilerine göre Ekim ayında iflas başvuruları geçen yılın aynı dönemine göre %22,9 oranında artış gösterdi.
Bu yılın sonunda 20 binden fazla şirketin iflas etmesi bekleniyor. Durum bu kadar ciddi bir hal almışken şu soruları sormak gerekiyor: Nerede Yeşiller ve çevreciler? Şirketler bu ekonomik krizle mücadele ederken neden sessizler? Çevrecilerin Almanya’daki binlerce işsiz gencin ve kapanan şirketlerin sorunlarına yönelik somut bir çözüm önerisi sunmamaları dikkat çekiyor.
Şehir merkezlerinde hız limitlerini 30’a indirmek, Münih’de üçüncü pist inşaatına karşı çıkmak gibi konulara odaklanan çevreciler, binlerce kişinin işsiz kalması ve şirketlerin hayatta kalma mücadelesini görmezden geliyor. Almanya’nın ekonomik yapısını sarsan bu dalganın, sadece bireyler için değil, ülke ekonomisinin tamamı için ciddi bir tehdit oluşturduğu açıkça ortada.
Bunca iflasın yaşandığı bir ülkede, özellikle Münih Havalimanı’nda üçüncü pistin inşasının engellenmesi Almanya’nın çıkarına mı? İhracata dayalı bir ülke olan Almanya için güçlü bir hava ulaşımı altyapısı, küresel rekabet gücünü artıran en önemli unsurlardan biridir. Havalimanların kapasite sorunlarının çözülmemesi, Almanya’nın uluslararası ticaretteki avantajlarını kaybetmesine neden olabilir.
Çevrecilerin bu gerçeği göz ardı etmesi, ekonomik sürdürülebilirlik ile çevresel sürdürülebilirlik arasındaki dengeyi kaçırdıklarını gösteriyor. Almanya’nın ekonomik gerçeklerini unutmamak gerekiyor. Bu ülkenin petrol yatakları yok. Sanayi ve ticaret, Almanya’nın ekonomik lokomotifidir.
Eğer bu lokomotif durursa, çevre projelerine destek bulmak da imkânsız hale gelir. Çevrecilerin sadece çevresel sürdürülebilirliği değil, ekonomik sürdürülebilirliği de göz önünde bulundurmaları gerekiyor. Şirketlerin iflası ve işsizlik oranlarının artışı sadece bireysel trajediler değil, aynı zamanda Almanya’nın ekonomik ve çevresel hedeflerini baltalayan bir krizdir. Dengeli bir yaklaşım, Almanya’nın geleceği için hayati önem taşımaktadır. Şaban Turhal
Yorum Yazın